a

10 Years Challenge: Türkiye

0

BEĞENDİM

İki gündür Instagram, Facebook ve Twitter hesaplarında “#10YearsChallenge” etiketlerini görmüş olabilirsiniz. Birçok insan son 10 yıldaki değişimlerini ya da 10 yılda nelerin değiştiğini bu etiket ile paylaşıyor. Ben de bu etiketin Türkiye üzerindeki değişimini merak ettim ve biraz araştırma yaptım. Gelin birlikte Türkiye’de son 10 yılda neler değişmiş inceleyelim…

Katlanarak Artanlar

Bildiğiniz üzere Türkiye 2008 yılında ekonomik kriz geçirdi. Tarihte “2009 Krizi” olarak yerini alan bu krizden sonra Türkiye’nin toparlanması yıllar aldı. 2008 yılından bu yana olan verileri incelediğiniz zaman, hazine borcunun her yıl katlanarak artış gösterdiğini görebilirsiniz ki şimdi bahsedeceğim verilere TÜİK üzerinden de ulaşabilirsiniz.

  • 2009 yılında 441,5 milyar TL olan hazine borcu 2019 yılına gelindiğinde 4.856,1 trilyon TL olduğunu görebilirsiniz. Bunun 2.800,1 trilyonu iç borç olurken 2.056 trilyonu dış borç olarak yer alıyor. Hazinenin borçlanması sebebiyle toplam kamu borçlarının da aynı oranda arttığını görebilmek mümkün… Yani, 2009 yılında hane halkı borçlanması 130,9 milyar TL iken 2019 yılına gelindiğinde 525 milyar TL olduğunu ve neredeyse 3.5 kat arttığını görebilirsiniz ki hane halkı borcu 2002 yılında neredeyse borçsuz durumdadır.
  • Bankalar haricindeki özel kesim kuruluşlarının bankalara ait borçlanmasında 20 katlık bir artış yaşandığını yine buradan görebilirsiniz. 2009 yılından 2019 yılına kadar kuruluşlar bankalara gayri safi yurtiçi hasılanın %68’i kadar borçlanmıştır.
  • Türkiye’nin toplam borcu son 10 yıl içerisinde 11 kat artmıştır. Türkiye’nin şu an iç ve dış borçlarda toplam 3 trilyon TL değerinde borcu bulunuyor. Bu da gayri safi yurt içi hasılanın %118’i yapmaktadır.
  • Türkiye’nin borç yükü 2004 yılında en az seviyedeyken 2004 yılından sonra giderek artmaya başlamıştır. 2004 yılına kadar kamu borçlu durumdayken günümüzde hanehalkı ve şirketler borçlu konuma düşmüştür. Bu durumda özel sektörün borç yüküne oranı daha fazladır. 2018 yılında özel sektörün borç yüküne oranı %120 olarak yer almıştır.

Gelelim döviz kurlarına…

  • 2009 yılında Amerikan Doları en düşük 1,44 iken en yüksek 1,80’i görmüştür. Günümüzde 1 Dolar, 5,34 TL etmektedir.
  • 2009 yılında Euro en düşük 2,029 TL’yi, en yüksek 2,29 TL’yi görmüştür. Günümüzde 1 Euro, 6,09 TL etmektedir.
  • 2010 yılında Bulgar Levası TL’den değersiz bir para birimiydi. 1 Leva 2010 yılında 0,96 TL etmekteydi. Bugün 1 Leva, 3,17 TL etmektedir.
  • 2009 yılında 1 Sterlin 2,42 TL iken günümüzde 6,97 TL’dir.

Gelelim et fiyatlarına…

Öncelikle kısa bir açıklama yapmak isterim bilmeyenler için. Karkas et, kasaptan hazır olarak alınabilecek et demektir. Aşağıda yazacağım et fiyatları kilo fiyatıdır.

  • 2008 yılında karkas et 9 lira, dana kuşbaşı 16 liradır.
  • 2009 yılında karkas et 9 lira, dana kuşbaşı 17 liradır.
  • 2010 yılında karkas et 13 lira dana kuşbaşı 21 liradır.
  • 2019 yılında karkas et 29 lira, dana kuşbaşı 34 lira olmuştur. Sadece geçen yıla oranla karkas et ve dana kuşbaşı 6 lira zamlanmıştır.

Gelelim araba fiyatlarına…

Burada sizlere eski arabaların örneklerini vermem hiç doğru değil. Fakat bu konuda şöyle bir ayrıntı geçmek istiyorum. Araçların yurtdışındaki satış fiyatları ile Türkiye’deki satış fiyatlarını karşılaştırmak istiyorum.

  • Mustang – ABD’de 25.000 Dolar’a, Türkiye’de 445.000 TL’ye
  • Camaro – ABD’de 24.000 Dolar’a, Türkiye’de 430.000 TL’ye
  • Dodge Challanger – ABD’de 27.000 Dolar’a, Türkiye’de 500.000 TL’ye
  • BMW M3 – Avrupa’da 73.000 Euro, Türkiye’de 657.000 TL’ye
  • Honda Civic – Avrupa’da 38.000 Euro, Türkiye’de 240.000 TL’ye
  • Audi A6 – Avrupa’da 40.000 Euro, Türkiye’de 370.000 TL’ye
  • Mercedes E Serisi (Yeni özellikler ile birlikte en düşük fiyat) – Avrupa’da 46.000 Euro, Türkiye’de 263.000 TL’ye

satılmaktadır.

Özetle Sevgili Okurum, Türkiye her yıl katlanarak alım gücü zorlaşan bir ülke haline gelmiştir. Eskiden her haneye ayda en az 3 kere et girerken günümüzde her üç evden ikisine et girmemektedir. Eti bırakın insanlar salça alamaz hale gelmiştir. Geçtiğimiz günlerde BİM marketlerinden alışveriş yaparken sırf 75 kuruş parası eksik kalıyor diye salça alamayan teyzeye salçasını almam gibi…

Migros ya da Carrefour’dan alışveriş yapılmasının pahalı olduğunu düşünmek zorunda olmam ve A101, BİM, Şok gibi marketlerden alışveriş yapmam gibi ya da nerede ne ucuz ise “kalite” önemi olmaksızın alışveriş yapmak zorunda kalmam, kalman, kalmamız gibi… Peki neden böyle olduk okurum? Liste yukarıda yer alıyor…

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.