a

6 Gün 36 Saat 33 Dakika

0

BEĞENDİM

Günaydın Sevgili okurlarım. Bugün sizlerle Yılmaz Özdil’in 2 bin 500 TL’ye satılacak olan kitabı hakkında tartışacağız.

Öncelikle belirtmek isterim ki bu yazımda hiçbir şekilde siyasi bir olaya gem vurmak istemiyorum. Fikir ve düşünce özgürlüğüne sahip bir ülkede olduğumuzu düşünüyor ve Anayasamızın 26. maddesinin 1. fıkrasını hatırlatarak yazıma giriş yapmak istiyorum…

Bildiğiniz gibi Atatürk’ün konu edildiği sadece 1881 adet basımı olacak özel bir kitap çıkartıyor Yılmaz Özdil. 26 Ocak günü saat 09.05 olunca satışa sunulacak olan kitabın özelliği tamamının elle ciltlenmiş olması.

Kısa bir matematik yapalım şimdi sizlerle. 1881 adet özel seri kitap 2 bin 500 liraya satılacak. Bu demek oluyor ki 4 milyon 702 bin 500 lira gelir elde edilecek. Bu kitap için 2 milyon harcandığını düşünürsek, yayınevine 1 milyon ayrıldığını düşünürsek Yılmaz Özdil sadece bu kitabı ile en az bir buçuk milyon gelir elde etmiş olacak.

Atatürk’ün gençlere hitaben yazmış olduğu Nutuk günümüzde D&R raflarında 22 lira 50 kuruştan satılıyor. Fakat önemli olan bu ayrıntı değil…

Birçoğumuz eminim ki bilmiyorduk Atatürk’ün Nutuk’u ilk kez 15 Ekim 1927 tarihinde tam olarak 6 gün 36 saat 33 dakika boyunca okuduğunu. Afet İnan, Atatürk’ün Nutuk’u okuduğu sırada onu dinleyenlerden biriydi ve o günleri şu sözleriyle anlatır:

  • “Gençliğe Hitabe” nutkunu ilk dinleyenlere, methetmek fırsatını dahi verdiğini hatırlamıyorum. Sadece O’nun sözleri hâlâ kulaklarımda akisler yapmaktadır: “Gençliği yetiştiriniz. Onlara ilim ve irfanın müspet fikirlerini veriniz. İstikbalin aydınlığına onlarla kavuşacaksınız. Hür fikirler tatbik mevkiine geçtiği vakit Türk Milleti yükselecektir.” diye telkinlerde bulundu. O, Türk gençliğinin sağ duyusuna, milliyetçiliğine, vatan muhabbetine inandığını ve onlara güvendiğini söylüyordu. Nutuk’un okunması tam altı gün, 36 saat 33 dakika sürmüştü. Kongre’nin son günü olan 20 Ekim 1927’de Mustafa Kemal sözlerini şöyle bağlamıştı: “Bugün ulaştığımız sonuç, yüzyıllardan beri çekilen ulusal yıkımların yarattığı uyanıklığın ve bu sevgili yurdun her köşesini sulayan kanların karşılığıdır. Bu sonucu, Türk gençliğine kutsal bir armağan olarak bırakıyorum.”

Atatürk Üzerinden 4 Milyon 702 Bin 500 Lira Gelir Elde Etmek

Bana kalırsa Yılmaz Özdil kitabının tanıtımını yaparken bir dipnot düşmeliydi. “Bu kitap yalnızca zenginler ya da parası olanlar içindir.” şeklinde bir not olmalıydı bu. Çünkü bu kitabı Türkiye’nin %80’lik bir kısmı okuyamayacak. Kitabı okuyamayacaklardan biri de benim, çünkü 2 bin 500 liralık bir harcama yapacak gelirim bulunmuyor.

Tamamen el işçiliğiyle yapılmış olsa da bir kitaba 2 bin 500 lira verilmesinin akıl karı olduğunu düşünmüyorum. Bu ülkede asgari ücretle geçinmeye çalışan, bebeğine bez alamayan, çocuğuna pantolon alamıyor diye intihar etmeye kalkan babalar, anneler, insanlar varken akıl karı bir iş midir bu? Bu yalnızca Atatürk üzerinden bir ticaret kapısı bulmak ve gelir elde etmektir…

Gençlere Atatürk’ü anlatabilmenin, Atatürkçü düşünceyi benimsetebilmenin ve Atatürk kavramını aşılayabilmenin parayla satın alınabilir bir kavram olduğunu düşünmüyorum. İnsan tüm bunları tarihine baktığında ruhunda hissedebilmelidir. İnsanların Atatürk’ü konu alan bir kitabı okuması için kitabın tamamının elle ciltlenmiş olmasına ne gerek vardır? Bir insan Atatürk’ü anlamak, onu bilmek istiyorsa tuvalet kağıdına yazılmış olsa da o yazıyı alır eline ve okur…

Ki doğrusunu söylemek gerekirse ülkede ekonomik kriz çanları çalıyorken her üç evden ikisine et giremiyor, eti bırakın insanlar ekmek almaya para bulamıyorken böyle bir kitap çıkarılması “Fakir ölecekse ölsün, ben zengine kitap yazıyorum. Zengin olan kitaplarımı alsın. Zengin olmayan Atatürk’ü konu alan bu kitaptan mahrum kalsın. Ben kazancıma bakarım.” demenin üstü kapalı ticaret yoludur.

Şimdi ben bu kitabı alamayarak Atatürk’ü konu alan bir kitaptan mahrum kaldığım için çok memnunum. Atatürkçü düşünceyi sonuna kadar benimseyen biri olarak bu kitabı okuyamayıp cahil kalacaksam, cahilliğimle gurur duyduğumu en içten hislerimle, fikirlerimle dile getiriyorum. Ne mutlu bana ki Atatürk’ü anlamak için hiçbir zaman paraya ihtiyaç duymadım, ne mutlu bana ki Atatürk’ün de dediği gibi muhtaç olduğum kudret damarlarımdan akan asil kanda mevcut olduğu sürece, Atatürk’ü kendi benliğimde hissedebilirim…

Teşekkür ederim sevgili Yılmaz Özdil, bana bir kez daha bunu hatırlattığın ve kendimle gurur duymamı sağladığın için! Sağlıcakla kalın…

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.