Bankacılıkta Kredi Riski Nedir?

Bankacılıkta kredi riski, önemli kavramlardan biridir. Bankaların sermayelerini optimum seviyede en iyi şekilde kullanabilmeleri için kredi portföylerini oluşturması ve bu portföye bağlı kalarak riski en aza indirmesi gereklidir. Bankacılığın temel hedeflerinden biri kredi riskinin düşük olmasıdır. Fakat hedef her ne kadar bu olsa da belli bir orandaki risk daima söz konusudur.

En basit tanımı ile kredi riski kavramını açıklamak gerekirse kullandırılan kredinin ya da tahvilin ana parasının veya faizlerinin ödenmeme olasılığı anlamına gelir. Bu olasılık bankacılıkta “temerrüt” demektir. Temerrüt halinin gerçekleşmemesi olasılığı da kredi riski kavramını açıklamaktadır. Bu olasılığın gerçekleşmesi halinde bankalar zarar etmektedir. Dolayısıyla bu durumdan direkt olarak banka sermayesi de etkilenmekte ve zarar görmektedir. Bankanın verebileceği kredi oranlarında azalma, kredi miktarında azalma, kredi ile ilgili sermaye gereksinimlerini arttırma, kredi kullandırma potansiyelinde azalma, fon ihtiyacı duyma ve benzeri pek çok zarar ortaya çıkabilmektedir. Bu zararlar bankaların özellikle fon kaybına neden olabilmektedir. Bu nedenle kredi riskinin daima en düşük seviyede olmasına özen gösterilmelidir. Ortada hiçbir riskin olmaması da zararlıdır. Risk daima olmalı fakat kontrol altında tutulabilmedir.

Riski kontrol altında tutmak ya da bu riski taraflar arasında transfer şeklinde kontrol altında tutmak, finansal bir araç olarak görülmektedir. Riskin içerisine türlerine göre faiz oranları, kredi türleri, dövize dayalı ürünler ve krediler, emtia türevleri, hisse senetleri gibi unsurlar girebilmektedir. Bu unsurların risk yaratmasının sebebi de bir sözleşmeye dayanarak faiz ya da komisyon karşılığında bir miktar nakit paranın ya da belli bir edimin taahhüt yolu ile bir başkasına belli sürede kullandırma hakkının tanınmasıdır. Bu hak da bankalar tarafından verilmektedir. Kişiler, işletmeler ve kurumlar bu kullanımdan faydalanabilmektedir. Kişiler, işletmeler ve/veya kurumlar tarafından kullanılabilen krediler, ödemesi yerine getirilmediğinde bir risk unsuru yaratır. Banka, bir ödeme gerçekleştirilmediğinde bu ödemeyi kapatabilme potansiyeline sahip olmalıdır.

Ek olarak, bankaların bir diğer görevi fon ihtiyacı olan kişiler ya da kurumlar arasında aracılık yapmaktadır. Geleneksel bir finansal araç olarak bu ihtiyacı karşılamak bankaların temel görevlerinden biridir. Öyle ki 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nda 48. madde içerisinde kredi olarak sayılan haller açıkça belirtilmiştir. Bu haller:

  • Nakdi krediler
  • Teminat mektubu, kefalet, ciro ve benzeri gayrinakdi krediler
  • Haiz taahhütler
  • Satın alınması planlanan tahviller
  • Sermaye piyasası araçları
  • Ters repo işlemleri ile alacaklar
  • Tevdiat ya da herhangi bir şekille verilecek ödünçler
  • Varlığın vadeli satışından doğan alacaklar
  • Vadesi geçen nakdi krediler
  • Tahsil edilmeyen faizler
  • Vadeli işlem ya da opsiyon sözleşmesiyle ilgili üstlenilen riskler
  • Ortakların payları
  • Finansal kiralama (Leasing) işlemi
  • BDDK (Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu) tarafından kredi olarak kabul edilen işlemler

olarak yer almaktadır. Bu haller ve işlemler doğrultusunda bankalar aracı kurumlar olarak görev alacağı için ortada bir kredi riski oluşmaktadır.

Kredi riskini daha kapsamlı olarak açıklamak gerekirse finansal sözleşmeler doğrultusunda karşı tarafın üzerine düşen yükümlülüğünü iç ve dış faktörlere bağlı olarak yerine getirememesi ve dolayısıyla bankanın sermayesinde azalma olasılığı yaratmasıdır. İç ve dış faktörler dolayısıyla bu durumun ortaya çıkmasında çeşitli nedenler olabilmektedir. Kredi riskinin ortaya çıkabileceği durumlar aşağıdaki gibidir:

  • Şirketin ya da işletmenin borçları nedeniyle tasfiye edilmesi ya da iflas etmesi
  • Ödemenin belirlenen sürede gerçekleşmemesi
  • Bağımsız kredi derecelendirme kuruluşu tarafından kredi notunun azaltılması
  • Şirket ya da işletmelerde birleşmelerden sonra oluşan yeni ortaklıklarda eskiye nazaran finansal gücün daha zayıf olması
  • Hükümet içerisinde gerçekleşen eylemler
  • Piyasalardaki aksaklıklar

Bu riskin yönetiminin yapılabilmesi için bankalar içerisinde “Kredi Risk Yönetimi” departmanı ve birimi bulunmaktadır. Finansal Risk Analistleri, Mali Risk Analistleri, Kredi Risk Analistleri, Portföy Yönetimi ve benzeri meslek grupları da bu birim içerisinde yer almaktadır. Kredi riskinin yönetimi kredi verilmeden önce başlayacağı için bankaların mevzuatlarına uygun kurallara yönelik kredi vermesi daima esas olarak alınmaktadır. Bankacılık Kanunu tarafından belirlenen tutara göre bir bankanın tüzel ya da gerçek kişilere yönelik girebileceği risk oranı özkaynaklarının yüzde 25’i kadardır. Eğer kredi riski banka ile ilgili bir taraf ise bu oran bankanın özkaynağının yüzde 20’si olarak sınırlandırılmıştır. Bu oranların aşılması da mümkün değildir.

Kredi Riski Raporu

Gerçek ya da tüzel kişiler bankalar aracılığı ile kredi çekmek istediğinde banka tarafından kredi uygunluğunun tespit edilmesi amacıyla talep edildiği rapora “Kredi Riski Raporu” denmektedir. Bu rapor Kredi Kayıt Bürosu tarafından hazırlanmaktadır ve kısaca KKB olarak da bilinmektedir. Kredi Riski Raporu içerisinde kredi çekimine ne kadar uygun olduğunuz belirtilmektedir. Bu uygunluk kredi notu ve diğer geçmiş kredi kullanım bilgileriniz ile oluşturulmaktadır. KKB raporunuz olumsuz sonuçlandırıldığında, bir diğer raporunuzu etkilemektedir. Kredi çekimine uygun görülmemeniz halinde kredi puanınız mutlaka etkilenmektedir.

Kredi Risk Raporu içerisinde gerçek ya da tüzel kişilerin yapmış olduğu kredi başvuruları, kredi kullanımları, alınan kredilerin ödeme güçleri, kredi kartlarının ödemeleri gibi ve benzeri kayıtlar yer almaktadır. Bu rapor içerisinde gerçek ya da tüzel kişiye ait tüm borç bilgileri gözükmektedir. Örneğin, 2013 yılında İhtiyaç Kredisi çeken bir vatandaş 36 ay vade ile bu krediyi çektiğinde ve düzenli bir şekilde ödeme yaptığında kredi puanı yüksek olacaktır. Fakat aynı şekilde 24 ay vade yapan bir kişinin kredi notu daha da yüksek olacaktır. Ödeme planında aksama olan, ödemelerini zamanında gerçekleştirmeyen kişilerin ise kredi notu düşürülmektedir. Risk merkezi, kredi alımınızı riskli bulacağı için tarafınıza banka tarafından kredi verilmesini uygun görmeyecektir. Tarafınıza verilecek bir kredi sonucunda düzenli ödeme yapabileceğinize dair bir güvence sunulamayacaktır. Bu da sizin “kötü ödeme alışkanlığına” sahip olduğunuzu niteleyen bir belge olacaktır.

Bankaların bu rapora ihtiyaç duymasının temel nedeni kredi riski seviyesini azaltmaktır. Çünkü KKB raporu ile kredi verebileceği ve veremeyeceği insanları tespit etmek daha pratik ve hızlı bir yoldur. Yapılacak işleme göre de risk raporu değişmektedir. Ülkemizde dört farklı risk raporu bulunmaktadır. Bu raporların isimleri;

  • Kredi Limit, Kredi Risk, Tasfiye Olunacak Alacaklar Raporu
  • Çek Raporu
  • Protestolu Senet Raporu
  • Negatif Nitelikli Bireysel Krediler Raporu

olarak yer almaktadır. Kredi Risk Raporu için bankalara direkt olarak müracaat yapılmakla birlikte Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi ile iletişim kurulabilmekte ve tarafınıza e-posta yoluyla risk raporunuzun ulaştırılmasını talep edebilirsiniz.

Likidite Riski Nedir?

Likidite, nakit para demektir. Likidite Riski de nakit para bulamama anlamına gelmektedir. Bankalar, belirli dönemlerde ya da kredi riski sebebiyle gerçekleşen temerrüt halinde likiditeye ihtiyaç duymaktadır. Banka sahip olduğu varlıklar ile mutlaka nakit ihtiyacını karşılayacak düzeyde olmalıdır. Bu düzeyin altına düşmesi, nakde ihtiyaç duyduğu zamanda varlığın oluşmaması, kredilerin ödenmemesi ve benzeri sebepler likidite riskinin artmasına, banka sermayesinin de etkilenmesine yol açmaktadır.

Bir banka müşterisi vadeli kredi alımı gerçekleştirdiğinde kredisinin vade sayısının uzun olması da bu riski arttıran temel faktörlerden biridir. Bu nedenle bankalar, uzun vadeli kredi alımlarında likidite riskini göz önünde bulundurmalıdır. Doğru ödeme planının oluşturulması, hem müşteri hem de banka açısından en uygun kredi planının çıkarılmasında likidite riski önem taşımaktadır. Eğer bir banka likidite sıkıntısı içerisinde ise yükümlülüklerini kısa sürede arttırmalıdır veya aktiflerinde yer alan varlıkları nakde çevirerek fon sağlamalıdır.

Örnek verilmesi gerekirse bir müşteri vadeli kredi alımı yaparken en kısa sürede ödeme sözü veriyor ise likidite riski o seviyede azalmaktadır. Fakat vade sayısı arttıkça bu risk de artmaktadır. Likidite riskini daima müşterinin pozisyonu, ödeme gücü, yatırımları belirlemektedir. Yatırımlarını nakde çevirmek isteyen bir müşteri de riski daima arttırmaktadır.

Operasyonel Risk Nedir?

Operasyonel risk en kaba tabiri ile çalışanların hataları, başarısızlıkları ya da sahtekarlıkları dolayısıyla ortaya çıkan risktir. Bankacılıkta operasyonel risk ise iç süreçteki başarısızlıklardan, personellerin hatalarından, başarısızlık ya da sahtekarlıklarından, banka içerisindeki işlemlerin tutarsızlığından kaynaklanmaktadır. Bu risk dolaylı ya da dolaysız yol ile bankanın zarar ettiği anlamına da gelmektedir.

BDDK tarafından operasyonel risk şöyle açıklanmaktadır:

“Banka içi kontrollerdeki aksamalar sonucu hata ve usulsüzlüklerin gözden kaçmasından, banka yönetimi ve personeli tarafından zaman ve koşullara uygun hareket edilmemesinden, banka yönetimindeki hatalardan, bilgi teknolojisi sistemlerindeki hata ve aksamalar ile deprem, yangın, sel gibi felaketlerden kaynaklanabilecek kayıplara ya da zarara uğrama ihtimali”

Bu risk türü aynı zamanda bankaların karşılaşmış olduğu en eski risk türlerinden biridir. Genel olarak yeni kurulan bir bankada gerçekleşmektedir. Banka, piyasa içerisindeki pozisyonuna karar vermeden önce mutlaka bu riske maruz kalmaktadır. Bankaların bu risk ile karşılaşması için aşağıdaki maddelerden herhangi birinin gerçekleşmesi gerekir:

  • Çalışanların zimmetine para geçirmesi
  • Çalışanların görevini kötüye kullanarak her türlü yol ile sahtekarlığa başvurması
  • İstihdam alanında yaşanan sorunlar
  • İş güvenliği ile ilgili problemler
  • Kara para aklanması
  • Terör olayları
  • Bankalara yönelik gerçekleştirilen hırsızlık, yağmacılık ve benzeri suç olaylarının yaşanması
  • Banka şubesine yönelik yapılan herhangi bir olumsuz fiil
  • Banka sistemi içerisinde gerçekleşen aksama
  • Bankanın iç sürecinde yaşanan hatalar, tutarsızlıklar
  • Yasal süreçlere uyulmaması sebebi ile gerçekleşen problemler

Bu durumda operasyonel riskin beş temel unsuru da aşağıdaki gibidir:

  • Personel riski
  • Teknoloji riski
  • Organizasyon riski
  • Yasal risk
  • Dış etkenler

Personel riski bankanın yönetim ya da personel yetersizliğinden kaynaklanan, yönetimin ya da personellerin ihmallerinden ötürü oluşan ve kasıtlı olarak yapılan, suç sayılan riski ifade etmektedir. Örneğin bir banka limitlerini aşarak kredi kullanımına izin veriyorsa operasyonel risk olarak personel riski yaşamaktadır. Teknolojik risk ise bankaların bilgi işlem departmanını kapsar. Banka verilerinde, bilgisayarlarında ya da yazılımlarında ortaya çıkabilecek teknik sorunlar, aksamalar, virüsler ve benzeridir. Organizasyon riski bankadaki örgüt yapısından kaynaklanır. Örgüt ve işleyiş yapısı akıcı bir şekilde ilerlemiyor, bilgi aktarımı gerçekleşmiyorsa bu risk ortaya çıkar. Yasal risk, bankaların kanunlara ya da yasal süreçlere uygun hareket etmemesi ile ortaya çıkan ve en çok bankanın uluslararası faaliyetlerinde görülen risktir. Dış etkenler ise banka haricindeki üçüncü kişilerin hatalarını, yanlışlarını ve sahtekarlıklarını kapsamaktadır. Terör eylemleri dış etkenler içerisinde yer alan bir risktir.

Risk Merkezi Raporu Ne İşe Yarar?

Risk Merkezi Raporu, güncel dönemi ve bu dönemle birlikte son 10 yılı kapsayan kredi limitlerini ve risklerini kapsayan bir rapordur. Risk Merkezi içerisine üye olan bankaların ve banka dışındaki finansal kuruluşların, gerçek ve tüzel kişilerin kullanmış olduğu kredileri, bu kredilerin limitleri, borç bilgileri ve ödeme güçleri dahil edilmektedir.

Bu rapor; kredi almak isteyen, kredi kartı kullanmak isteyen kişiler için genellikle hazırlanmaktadır. Risk Merkezi tarafından hazırlanmaktadır. Kredi, kredi kartları, çekler gibi tüm bilgileri içermektedir. Güncel dönem ile son 10 yıllık süreci kapsadığı için önemli bir rapordur. Bankalar bu rapora kredi ve kredi kartı vermeden önce mutlaka ihtiyaç duymaktadır.

Risk Merkezi Raporu, bankanın alabileceği risk düzeyini gösteren belge anlamına da gelir. Bir kişiye, kuruluşa ya da kuruma kredi kullanımı verilmeden önce risk düzeyinin belirlenmesi gerekir. Banka likidite ve kredi riskine karşılık önceden önlem almalıdır. Bunun içinde müşteri profiline ihtiyaç duymaktadır. Ödemelerinde aksaklık olan, düzensiz ödeme gerçekleştiren ya da daha önce ödeme güçlü sebebiyle kredisini ödeyemeyen, yapılandırma işlemi alan, kredi kartını patlatan ve benzeri işlemler yapan kişiler riskli görülmektedir. Bu kişilere kredi vermeden önce riski analiz edilmelidir. Banka riski yüksek olan kişilere kredi ve kredi kartı ile ilgili kullanım hakkını vermemektedir.

Rapor aynı zamanda çek ve senet işlemlerini de kapsamaktadır. Karşılıksız ve ödenen çek bilgileri, senetlere yönelik bilgiler de bu rapor içerisinde yer almaktadır. Karşılıksız ve ödenen çek bilgileri içerisinde ters kronolojik sıraya göre 50 adet ödenmiş çek bilgisi bulunur. Bu rapordaki çek bilgileri doğrultusunda ödenen, ödenmeyen çekler ile birlikte çeklerin hangi banka tarafından alındığı, kime düzenlendiği de görülmektedir. Bu bilgiler dahilinde müşteri profili ve riski tespit edilmektedir.

Risk Merkezi Raporu Nasıl Alınır?

Risk Merkezi Raporu almak isteyen kişiler birebir müracaat, posta, e-posta ya da e-devlet kapısı üzerinden başvuru yaparak raporlarını talep edebilmektedir. Şahsi olarak yapılan müracaatlarda Risk Merkezi Raporu kabul eden bankalara ya da direkt olarak Risk Merkezi’ne gidilmelidir. Risk Merkezi Raporu kabul eden bankaların internet sayfaları üzerinden de başvuru yapılabilmektedir. Birebir yapılan müracaatlarda gerçek kişilerin kimlikleri, tüzel kişilerin tüzel kişi yetkinlik kimliği, vekillerin ise vekil kimliği ya da vekalatnamesi yanlarında bulunmalıdır.

Bankadan Risk Merkezi Raporu almak isteyen kişiler aşağıdaki listede yer alan bankalara çalışma saatleri içerisinde başvuru yapmalıdır. Bu başvuruda verilen rapor doldurulmalıdır. Rapor bedeli de bankaya yatırılmalıdır. Bedel yatırılırken “Başvuru Referans Numarası”, “T.C. Kimlik Numarası” veya “Vergi Kimlik Numarası” mutlaka belirtilmelidir.

  • Alternatif Bank A.Ş.
  • Denizbank A.Ş.
  • Finans Bank A.Ş.
  • Halk Bankası A.Ş.
  • Şekerbank T.A.Ş.
  • Ziraat Bankası A.Ş.
  • Türkiye İş Bankası A.Ş.
  • Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O.

Posta ya da e-posta yolu ile başvuru yapmak isteyen adayların öncelikle Risk Merkezi internet sayfasındaki başvuru formunu doldurması, bu formu çıktı olarak alması gereklidir. Posta yolu ile başvuru yapan adaylar kimliklerinin fotokopisini noter onaylı şekilde çıkarttırmaları ve Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi’nin adresi olan, “Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi – Barbaros Mahallesi Ardıç Sokak Varyap Meridyen F Blok 34746 Ataşehir/İstanbul” adresine postalaması gerekir. E-posta başvurularında ise ödeme yapılan bankadan alınan dekont, e-devlet üzerinden alınan kimlik bilgisi, başvuru formu ve elektronik güvenilir imza ile gönderilmesi gerekir.

E-devlet üzerinden başvuracak kişiler ise e-devlet kapısına giriş yaptıktan sonra Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi Rapor hizmeti ile belgelerini talep edebilmektedir. E-devlet üzerinden yapılan başvurularda ayda bir kez olmak üzere başvuru ücretsiz olarak gerçekleştirilmektedir.

Risk Merkezi Raporu Nasıl Yorumlanır?

Risk Merkezi Raporu içerisinde:

  • Banka ve banka dışı finansal kuruluşlardan alınan bireysel ve ticari krediler, kredi limitleri
  • Vadesine göre borç bilgileri
  • Ödenmeyen faiz ve komisyon bilgileri
  • Mevcut borçlar
  • Son 10 yıllık borçlar ve kredi, kredi kartı kullanımlarının tamamı
  • Yasal takibe düşen borçlar

yer almaktadır. Güncel dönem ile son 10 yıllık dönemi kapsadığı için yorumlanması zordur. Bankalar için kredi ya da kredi kartı kullanım hakkına sahip olmak kişi, kurum ya da kuruluşun profilini bilmek önemlidir. Risk Merkezi Raporu tarafından alınan raporda profil olumsuz yönde bir eğilim izliyorsa, rapor olumlu yorumlanamaz. Raporda kredi notu bilgisi de açık bir şekilde belirtilmektedir. Kredi notunun yüksek olması, raporun olumlu bir şekilde yorumlanmasına yardımcı olur. Kredi notunu yüzde 35 kredi ödeme düzeni, yüzde 35 mevcut borç durumu, yüzde 11 yeni alınan krediler, yüzde 10 kredi kullanım sıklığı ve yüzde 9 diğer faktörler etkilemektedir. Kredi notunun yüksek olabilmesi için kredi ödemelerinin mutlaka düzenli olması, mevcut borcun olmaması ya da oldukça düşük bir rakam olması gerekir. Kredi notunu yükseltmek oldukça zordur fakat çok kolay bir şekilde düşebilmektedir. Bir kez yapılan ödeme aksaklığı, kredi notunu sıfırlayabilmektedir.