Büyüyoruz (!)

Büyüyoruz ama nasıl büyümek bu? Ben evde beslediğim köpeğimin büyüdüğünü görebiliyorum mesela. Hatta boyu orta sehpanın üzerinde duran yemekleri alabilecek kadar oldu. Ekonomi de büyüdü mü peki? Büyüdüğünü söylüyorlar. Gören var mı? Ben göremedim çünkü. Daraltıcı ekonomi planı uygulayan bir ülkenin ekonomisi nasıl olur da büyür ki? Neye göre büyüyoruz? Zambiya’ya da Nijerya’ya göre mi? Dalga geçiyorum evet. Dalga geçilecek bir durum var çünkü ortada. İşsizliğin her geçen gün arttığı, yeni yeni vergilerin kanunlaştırıldığı bir ülkenin ekonomisin büyüdüğünden bahsederseniz, ben dalga geçerim sizinle. Hatta köpeğime bunu söyler dalga geçer gibi bakmasını da söylerim. Çünkü beni anlayabiliyor. Mamasını az verdiğimde “Daha yok mu?” diye bakan bir köpek çünkü. Ona anlatsam, “Babacım ekonomi büyümüş yıllık kişi başı birikim 17 bin lira olmuş.” desem “Benim mama paramı nerede yedin?” bakışı atar bana. Masumane bir bakış bu ama biliyorum ki o bile anlıyor anlamayanlara buradan duyurulur.

Vergiler ve günlük hayatta artış

Vergilerin açıklanan enflasyonda fazla arttırılması, günlük hayatta satın aldığımız her şeyin fiyatına gelen zam miktarlarını az çok hepimiz biliyoruz. Bir de yeni vergiler geliyor. Bunlara hazır olun çünkü vergi cehennemine dönen ülkemizde her şeye hazır olmamız gerekiyor. Vergi cenneti olarak adlandırılan ülkelere özeniyorum kolay kolay vergi ödemezsiniz. Burası da tam tersi. Aldığınız her şey de vergi olduğunu biliyorsunuz. Mesela bir otomobil alırken bir tane de devlete alıyoruz. Şimdi diyeceksiniz ki vergisiz olmaz. Evet doğru, vergisiz olmaz. Vergi şart ama fazlası zarar. Suyun bile fazlası zarar iken verginin fazlası nasıl zarar olmaz? Vergiler üreten ve ayakta durmak isteyen ülkelerde var. Bir de her türlü yolsuzluğa açık vergi cennetleri de var. Özendiğim kısım tam olarak burası değil ama. İnsanların refah seviyesinin yüksek olmasıdır.

Dün gece haberlerde denk geldiğim bir haberden bahsetmek istiyorum; 12 aydan fazla işsiz kalıp iş arayan kayıtlı insanların sayısında büyük bir artış var. Şimdi bunu duyup araştırıp sonra da birilerinin büyüyoruz demesine kanmamı bekleyemezsiniz. Büyüdüğümüz konu bana kalırsa işsizlik, vergilerin devlete kazandırdığı miktar, açlık sınırın altında kalan ama yüzde 26 zam yapılıp övünülen asgari ücretli çalışan sayısı, devletin kendi filolarına kattığı envanterler, ulaşım zamları… Daha sayarım da bu kadarı bence yeterli. Şimdi siz ne düşünüyorsunuz gerçekten dedikleri gibi büyüyor muyuz? Beklenen büyüme rakamlarına ulaşmak hatta üzerine çıkmak kolaymış. Evet kolay! Yüzeysel rakamlara ulaşmak bir tık uzağınızda bakın; Türkiye yüzde 7 büyüdü. Gerçekten büyüdü mü peki?  Yoksa ben rakama ulaşıp bu rakamı size mi ulaştırdım ?

Bir Kendine Bir Devlete

Vergi konusunda öyle bir hale geldik ki kendimize bir alırken devlete de bir tane alıyoruz. Bir paket sigara, bir bira, bir araba, bir yoğurt, bir ev, bir televizyon, bir telefon… Ne alırsak alalım, bir tane de devlete almış gibi vergisini ödüyoruz. Peki neden?

Yapılan özelleştirmeler, yapılan kısıtlı üretim kapatılan fabrikalar bunun sebebi. İşsizliğin artması da bundan. Üniversite mezunlarının iş bulamayışı da bu yüzden. Her yere üniversite yapılmasının, eğitime ulaşılabilirliğin kolay olmasıyla birlikte çalışacak bir iş bulamamak! Eğitime ulaşmanın kolay olması güzel bir şeyken oradan mezun olunca iş bulamamak en zoru. Daraltıcı, engelleyici ekonomi politikaları yüzünden oluyor hepsi. 2020 yılının konkordato yılı olacağını söylemiştim. Hazır olun eğer böyle bir yıl olursa bir kendine üç devlete almaya başlayacaksınız. Sonra da biz büyüdük diyenleri dalga geçer gülüşümüz ile izleyeceğiz.

Kapalı