Çalışan Kadınlar Depresyona Daha Az Yakalanıyorlar!

Son yıllarda kadınların çalışma hayatında daha aktif bir konumda olmaları olumlu bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Maddi açıdan kazancın yanı sıra fiziksel ve ruhsal anlamda sağlıklarına katkı sağladıkları da biliniyor. Uzmanlar tarafından özellikle çalışma hayatında aktif olan kadınların ruhsal açıdan kendilerini daha iyi hissettikleri, ruhsal hastalıklara yakalanma risklerinin giderek azaldığı ortaya çıkıyor.

Bu konuda bilimsel bir araştırma gerçekleştirilmiş. Gerçekleştirilen araştırmaya 50 bin kadın katılmış. Bu araştırma özellikle 1992 yılları ile 2006 yılları arasındaki süreci kapsamakla birlikte televizyon seyretmek yerine çalışma hayatında üreten kadınların depresyon anlamında diğer kadınlara göre yüzde 20 oranında şanslı olduğu ifade ediliyor. Buna amacı olan kadınların amaçları uğruna çalışmaları ve üretmeleri de ekleniyor.

Çalışan Kadınlar Endorfin Salgılıyor

Çalışan ve kendi ayakları üzerinde duran kadınların hayata bakış açıları gittikçe gelişiyor. Bu anlamda sürekli hareket halinde oldukları için bir anlamda egzersiz yapmış sayılıyorlar. fiziksel olarak hareketli olan kadınlarda da bir süre sonra beynin doğal ilacı olarak tanımlanan endorfini salgılanmaya başlıyor. Bu tür kişiler çalışmaya alıştıktan sonra çalışmadıkları her an kendilerini huzursuz ve mutsuz hissetmeye başlarlar. Beynin doğal ilacı olarak tanımlanan endorfin hormonu bir süre sonra kişiye mutluluk verdiği gibi aynı zamanda ağrılı durumlarda ağrıyı kesmesiyle de bilinmektedir. Yorucu bir çalışma temposu içerisinde olan kişiler bile bir süre sonra yaptıkları işten zevk aldıkları takdirde yorgunluğu ve stresi daha az bir şekilde hissetmeye başlarlar.

Amacı Olan Kadınlarda Depresyon Daha Az Görülüyor!

Çalışan kadınlar her sabah bir amaç için uyanıyorlar. Genellikle uzmanlar da kişilerin her sabah uyandıklarında bir amaçlarının olması gerektiğini savunuyorlar. Böylece bir süre sonra kendilerini daha huzurlu ve mutlu hissetmektedirler.

Kişilerin hayatlarında çeşitli durumlara bağlı olarak gelişen belirsizlik durumu bir anlamda kişileri korku ve paniğe sevk edeceği için bir süre sonra negatif bir ruh hali içerisine girmesine neden olmaktadır. Amacı olmayan kadınların genellikle evde televizyon seyrettikleri, internette vakit öldürdükleri ve dedikodu yapmak için ciddi bir efor sarf ettikleri tespit edildi. Ancak tüm bu aktiviteler abartıldığı müddetçe kişilerin hayatlarından çalan aktiviteler olarak ifade edilmektedir.

Araştırmaların derinleştirilmesinin ardından aktif bir çalışma hayatı olan kadınların işlerine harcadıkları vakitte kendilerini üzecek negatif düşüncelerden daha uzak kaldıkları tespit edilmiştir. Ancak zamanı bol olan ve bu zamanı verimli bir şekilde değerlendiremeyen kadınların kendilerini üzecek, takıntı haline gelecek düşüncelere fazlasıyla zaman ayırdıkları öğrenildi. Uzmanlar çalışma hayatında aktif olan kadınların depresyona yakalanma riskinin diğer kadınlara göre yüzde 20 oranında daha az olduğunu ortaya koymuşlardır. Bununla birlikte sosyal olan ve çevresi olan kadınların kendilerini mutlu edecek aktiviteler peşinde olmasından dolayı ruhsal hastalıklara da daha az yakalandıkları belirlenmiştir. Genellikle depresyonun sinsi bir şekilde ilerlemesi ve zamanında doğru bir şekilde müdahale edilmemesi sorunların daha ciddi bir boyuta ulaşmasına neden olmaktadır. Depresyonun ilerlemesi ise bir süre sonra ruhsal hastalıkların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Kadınların çalışma hayatında aktif olmaları fiziksel anlamda da hareketi beraberinde getirdiği için fiziksel anlamda sağlığı da olumlu bir şekilde etkilemektedir. Bu durumda çalışan kadınların psikolojik açıdan daha rahat oldukları tespit edilmiştir. depresyon genellikle ciddiye alınmamakla birlikte daha büyük sorunların oluşumunda zemin görevi görmektedir.

Başa dön tuşu
Kapalı