a

Dostunuzun Dostu Olsun ki İşleriniz Hallolsun

0

BEĞENDİM

Günaydınlar, nasılsınız? Çaylar, kahveler hazırsa başlayalım mı bugünkü konumuza?

Dün, hayatımda mutlaka yapmam gereken bir şeyi yaptım ve ehliyet kursuna yazıldım. Hayalimdir kendime ait bir ev ve araba sahibi olmak. Lakin bunu kendi emeklerimle, birikimlerimle, kimseye muhtaç olmadan yapmak istiyorum. Yani anne-baba parası olmadan…

Ehliyet kursuna yazılmam konusunda bir arkadaşımın yardımını aldım. Fark ettim ki, dostunuzun dostu varsa işlerinizi çok kolay bir şekilde halledebiliyorsunuz. Hani hep derler ya “eli kolu çok uzun” insandır o diye, gerçekten Türkiye’de işlerinizin hallolmasını ya da istediğiniz bir şeyi elde edebilmeyi istiyorsanız, dostunuzun dostu olması gerekiyor.

Arkadaşıma “ehliyete yazılmayı düşünüyorum” demem, sürücü kursunu araması, fiyatta pazarlık yapıp 3 yıl önceki fiyat üzerinden kursiyer olmamı sağlaması, istenen evraklar için biyometrik fotoğraf konusunda arkadaşını arayıp randevu alması yaklaşık olarak 5 dakikalık bir zamanını aldı.

Sağlık Raporu

Kursa kayıt yaptırmaya gittiğim zaman, sağlık raporu almam gerektiğini öğrendim. Genel olarak aile hekiminizden almanız gerekiyor bu raporu fakat benim aile hekimim Biga’da değil, İzmir’de… Diyorum ya dostunuzun dostu olsun diye, rahmetli babamın bir ahbabı var burada. Sağlık raporumu çıkarttı fakat beni gözlük kullandığım için göz muayenesine sevk etti.

Göz muayenesine sevk edildiğimi öğrenince kursa geri dönüp durumu anlattım. Öğrendim ki dün, Mart ayının kayıtlarının son günüymüş. Yani dün kayıt olmasam, bir dahaki kurs zamanını beklemek zorunda kalacaktım. Kursiyer hemen dostunu arayarak devlet hastanesinden bana göz randevusu ayarladı. Devlet hastanesine gidip, göz muayenemi olup, raporumu tamamladıktan sonra kursa kaydım tamamlandı.

Gördüğünüz üzere Türkiye’de her şey para ve dost üzerinden yürüyor. Paranız varsa, dostunuz da fazlaysa, dostlarınızın dostu varsa her işiniz tam da istediğiniz gibi halloluyor. Biz buna aslında halk arasında “torpil” de diyoruz. Fakat benimki tam da torpil sayılmaz. Torpil yazınca da aklıma hep İzmir’deki o meşhur tatlı geliyor. Bu yazıyı okuyan İzmirliler varsa benim gibi, eminim sizin de canınız çekmiştir. Fakat bizim konumuz tatlı değil, konumuza geri dönelim…

Lanetlendik ama Torpillenemedik

Sosyal medya hesaplarım üzerinden takip ediyorsanız eğer, köşe yazılarımda bir değişiklik yapmaya karar verdiğimi duymuşsunuzdur. Duymadıysanız, haftada bir olmak şartıyla sosyal medya hesaplarımdan bana ulaştığınız takdirde “Damla başıma bu problem geldi, Damla bunu mutlaka yazmalısın, Damla benim sesim olur musun?” dediğiniz ne varsa, sesiniz olmaya çalışacağım.

Paylaşımlarından sonra arkadaşlarım tarafından en çok aldığım cevap “Torpilsiz iş bulmamı sağlar mısın?” oldu. Bunu dün o kadar iyi anladım ki, benim sevgili canım arkadaşlarım… Dostunuz yoksa iş bulmayı bırakın, biyometrik fotoğrafınızı bile 5 dakika içerisinde vermiyorlar bu ülkede.

Bu dünya, helaliyle, alın teriyle para kazanmak isteyenler için doğru yer değil ya da bizim zamanımız doğru bir zaman değil. Hep demişimdir zaten, 90 kuşağında bir lanet var diye. Lanetlendik ama torpillenemedik. O zaman ne yapmamız gerekiyor? Dostumuzun dostu olması gerekiyor. Ne kadar dost, o kadar tost!

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.