Düşük Faizler Piyasayı Canlandıramayacak

Bundan bir kaç hafta önce hem düşen faiz oranlarıyla hem de Barış Pınarı Harekatı’nın ekonomiye olan etkilerinden bahsetmiştim hatırlarsanız. Bugün sizlerle paylaşacağım konu ise bu ikisinin bir arada ne kadar etkiye sahip olduğu.

Barış Pınarı Harekatı’nın ekonomiye olan etkilerini turizm açısından ele alıp geçmiş ve günümüzün karşılaştırmalarını ele alıp bir çok detaya inmiştim. Şuanda önemli olan bu harekatın olmasından dolayı otomobil konusunda dünya devi olan bir firmanın Türkiye’de ki yatırımını yıl sonuna kadar ertelemesi. Kesinlik kazanmasa da yatırım ertelenmiş ve binlerce kişiye istihdam sağlanacak ortamın elde edilememesi Türkiye açısından felaket olarak nitelendirebiliriz. Her kaçan yatırımcı bizim gibi gelişmeye çalışan ülkeler için büyük sorun oluşturmaktadır. Kaçan balık büyük olur sözünü hatırlarım sizlere ama bizim elimizde kaçıp büyüyen balığı tutacak olta yok!

Sorulacak İki Soru

  1. Kendi üretimimizi yapmak yerine neden yabancı yatırımcı bekliyoruz?
  2. Yatırım için gelen yabancıyı neden kaçırıyoruz?

Bu haftaya başlarken hafta içinde araştırmanız ve düşünmeniz için sizlere iki soru yöneltiyorum. Bu sorulara cevap bulmaya başladığınız da gerçekleri de görmeyi başaracaksınız!

Öğrenilecek İki Şey

İnsanların bütün hayatı boyunca öğrenmeye açık olmasını kanıtlamak için birçok seçenek varken ben bunu yapmayacağım. Benim işim öğretmek değil, insanlara bilgilendirme yapmak ve düşünmelerini sağlamaktır. Geçtiğimiz haftalarda değindiğim konuların bir bütünü aslında şuan okuyacağınız şeyler.

Terör olaylarından kaynaklı olarak elde edilemeyen güven ortamı hem turistleri hem de yatırımcıyı kaçırır. İkinci şey ise ülke içinde ve ekonomide güven ortamı sağlanmadığı sürece bankalar düşük faizli kredi satışlarını en uç noktaya taşıyamaz.

Yapılacak olan yatımlar, atılacak olan adımlar gerçekleşseydi binlerce kişi bundan faydalanacak ve bankaların düşük faizle sattığı kredileri alıp piyasaya rahatça sürecekti. Piyasaların canlanması ve insanların alım gücünün artması refah seviyesinin artmasına vesile olur, intiharların değil(!)  ülkemizde üretilen araçlarda ekstra avantajlar sağlanmakta. Daha iyi bir markanın aracına kolay yoldan ulaşmanın fırsatını kaçırıyoruz. Ekstra istihdam sağlanacakken sağlanamıyor iş bulamayan binlerce genç ile karşılaşıyoruz. Daha önce ülkemizdeki fabrikasını üretim tesisini kapatıp giden yabancı yatırımcılarda var. Bunlardan bir tanesi dünya çapında araç satışı yapan Honda. Honda Türkiye’deki fabrikasını kapatma kararı aldığında binlerce kişi işsiz kalma korkusuyla karşı karşıya kalıp acı gerçeği yaşamışlardı. Düşük maliyetler ve gelişmiş teknoloji kullanılmasından ötürü bizleri tercih eden markaları kaçırıyoruz. Avrupa’da ortalama asgari ücretin 1200 Euro olduğunu ve güncel kur üzerinden hesabını yaparsak 7 bin 582 Türk Lirası yapar. Orada bir işçiye verilen para ile Türkiye’de en az iki işçi çalıştırabilirler. Aynı paraya daha fazla iş gücü demek bu. Aynı zamanda Avrupa dan da geride olduğumuzun bir göstergesi.

İş gücüne katılımın arttığını ve işsizliğin bu yüzden arttığını düşünenler olsa da bu düşüncelerin gerçek olmadığını öğrenin.

Başa dön tuşu
Kapalı