Evde Kalma Vergisi

Sabaha çok ilginç bir haberle uyandım. Önce gerçek değildir diye düşündüm afalladım, sonrasında gerçek olduğunu görünce, “Yok artık” dedim. Şaka gibi ama gerçek bir haberdi. Cumhurbaşkanımız 30 yaşına gelip evlenmeyen kişilerden “Evde kalma vergisi” alınacağını ve bunun yasa haline getirilmesi için teklif de bulunulduğunu açıklamıştı.

Hayatımda hiçbir zaman bekarlığıma para ödeyeceğimi düşünmezdim. 23 yaşındayım ve henüz evlenmeyi düşünmüyorum. Uzun bir süre de görmeyi planlamıyorum. Neden evlenmeyi düşünmüyorum konusuna değinmek istiyorum sizlerle… Eminim evlenmeyen gençler de benim gibi düşünüyordur…

Evliliğin Maliyeti

Öncelikle evliliğin maliyetine değinmek istiyorum. Kusura bakmasın kimse ama bir gece için insanları eğlendireceğim diye, gelin topuzum en güzel olacak diye, insanlar eğlenirken karnı doysun diye yemekli düğün yapacağım diye 30 ile 50 bin TL arasında düğün yapmak istemiyorum. Düğün yapmak, evimi kurmak için kredi çekmek ve ömür boyu da bu krediyi ödemekle can çekişmek istemiyorum. Geçtiğimiz yaz ayında evlenen arkadaşım 30 bin liralık kredi çekmişti düğünü için… Geri ödemesi ne kadardı biliyor musunuz? Tam 54 bin TL! Her ay bin TL kredi ödemesi yapıyor kendisi. Üstelik çalışmıyor. Daha doğrusu çalışamıyor. Çünkü iş yok. İş yoksa, para da yok. Kocası çalışmasa kredilerini ödeme imkanları olmayacak. Oturdukları evin de kira olduğunu düşünürseniz, geçim derdi altında kaldıklarını fark etmeniz zor olmayacaktır. Evliliğin maliyeti altında ezilmek, en iyi mobilyayı satın almak için dükkan dükkan gezmek yerine aynı maliyet ile dünya turuna çekmeyi yeğlerim! Çünkü bu ülkedeki gençlerin evlenmeye değil, daha kültürlü, bilgili, okumuş ve gezmiş (en azından bir kere yurt dışına çıkmış) kişilerden olması gerekiyor.

Yoksulluk Boşanma Sebebi

Yaşanan yoksulluk, geçim derdi ve bunlarla mücadele ederken en az üç çocuk da isteniyor evliliklerimizden. Üç çocuğa bakayım derken geçim derdi günden güne artıyor. Peki ya sonra? Ya evin banyosunda kendini tüfekle vuran vatandaşların haberini alıyoruz ya da aile mahkemelerinde dolup taşan boşanma davalarını görüyoruz.

Geçtiğimiz hafta aile mahkemelerinden biriydim. Boşanmaların tamamında maddiyat söz konusuydu. Evlenen çiftler mobilyaların, beyaz eşyaların, kredilerin parasını ödeyeceğim ve evi geçindireceğim derken birbirlerine karşı duydukları sevgiyi, aşkı unutuyorlar. Arada kalan da çocuklar oluyor. Üç çocuk doğurup en küçüğünün okumasına rağmen işsiz kalmasını, ortancanın askere gidip gelememesini, büyüğünün de üniversitede yemek alamadı diye copla dövülmesini, kızım olursa apartman kapısının önünde öldürülmesini görmek istemiyorum.

Evliliğin her şeyin çözümü olarak görülmesini ve “Erkek adamı evlilik paklar” düşüncesi nedeniyle zorla evlendirilmeyi istemiyorum. Herkesin canı, herkesin evladı var. “Oğlan anasıyım” ben diyerek kendisiyle övünen kayınvalidelerin dilinde harcanmak istemiyorum. Evliliğin namusu kurtarmak olarak düşünülmesini de istemiyorum. Eğer namus ise söz konusu, zamanında bir parti üyesi tarafından söylenen “Örtüsüz kadın perdesiz eve benzer, perdesiz ev ya satılıktır ya da kiralıktır” cümlesini sizlere hatırlatmak isterim. Sizce de bu cümle ile çoktan kirletilmemiş midir benim namusum?

Başa dön tuşu
Kapalı