İşsizliğin Nedenleri Açıklandı

Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamayı hepiniz biliyorsunuzdur. İşsizliğin nedeni olarak istihdam sorunu değil de iş gücüne katılımın arttığı vurgulandı. Benim için çok saçma olmasına rağmen doğruluk payı olan bir açıklama. İnsanların son dönemde geçim derdine düştüğü, emekli maaşlarının gelen zamlarla birlikte iyice eridiği bir dönemde yaşıyoruz.

Birçok emeklinin asgari ücret düzeyinden daha düşün maaş aldığını biliyoruz. Mesela benim dedem, asgari ücret 1200 lirayken 600 küsur lira emekli maaşı alıyordu. Belirli düzeyde iyileştirmeler yapılsa da dedem gibi emekli maaşı düşük olan milyonlarca insan var ki 2018 yılında bu rakam sosyal güvenlik kurumu verilerinde beş buçuk milyon olarak açıklanmıştı. Yıl oldu 2019 tabi bu rakamın düştüğünü sanmıyorum. Her yıl işsizlik oranları düşüyor maaşlar eriyip gidiyor. Her yıl asgari ücrete yapılan zamlar da emeklilere yaramıyor. Bu nedenle her yıl asgari ücretin altında emekli maaşı alanlar çoğalıyor.

Geçim Derdi

Her yıl belirli oranlarda zamlar yapılıyor ki bu zamların yapıldığını inkar eden cahil insanlar da gördüm ben. Devlet vergi toplamak, belli kalemlerde zam yapmak zorundadır. Ancak toplanan vergiler, yapılan zamlar halkı zor duruma sokacak durumda olmaması gerekir.

Ekonomi dersi öğretmenimin bu konuda çok açıklayıcı bir sözü var ”Büyümek, gelişmek isteyen devletler üretim yapsalar bile halktan vergi toplamak zorundadır”. Ben bu sözü günlerce düşünmüştüm. Çeşitli hesaplamalar bile yapmıştım. Öğretmenimin söylediği sözü anladığımda üretim, vergiler, zamlar konusunda detaylı dersler aldım. Hatta daha fazla şey öğrenebilmek için bu dersin sınavına girmeyip bir sonraki sene dersi tekrar almıştım. Üniversiteye başladığım dönemde birçok zorlukla karşılaşmıştım. Babam emekli olmasına ve asgari ücretin biraz üzerinde almasına ve annemin ev hanımı olmasına rağmen bana devlet yurdu ve devlet bursu çıkmamıştı. Maddi açıdan zorlanacağım için devletin öğrencilere verdiği kredi aldım ve şuan 16 bin 500 Türk Lirası borçluyum.

Üniversite hayatına borçla başlamıştım ve sonrasında işsizlik gibi birçok sorun ile karşılaştım. Bana en kötü ihtimalle annem bir tabak çorba verebilir, karnım doyar en azında. Peki ya evli olan işsiz kalırsa? Evinde bir tas çorba pişebilir mi? Gelen genel zamlara her yıl dedim az önce ama her hafta zamlanan ürünler var. Yapılan gizli zamlar var. 1 liraya aldığımız ekmeğin hem gramajı düştü hem de fiyatı yükseldi.

Asgari ücretle çalışanı ya da üzerinde maaş alanları boş verin şimdilik. 2018 verilerine göre asgari ücret altında maaş alan 5 buçuk milyon insana bakalım. Açlık sınırı bekar bir insana göre iki bin beş yüz lira civarındayken emekli olmuş iş gücünden düşmüş aylığı bin iki yüz lira olan vatandaş ne yapacak? Eğer zamanında bir şekilde birikim yaparak ya da miras kalma suretiyle evini aldıysa ne mutlu. En azından evsiz kalmayacak ama aç uyuyacak bunu biliyorum. Temel ihtiyaç olan ancak özel ihtiyaçmış gibi görülen elektrik su doğalgaza ve gıdaya gelen zamları sizlerle daha önce paylaşmıştım. Onları düşünürsek geçim gerçekten zor.

Emeklilikte Yaşa Takılanlar

Babam uzun süre işsiz kalmış ve emekli olamamıştı. Şuan ki emeklilikte yaşa takılanlar gibi düşünebiliriz ki babam da zamanında gelen kanunla birlikte senelerce yaşının dolmasını beklemişti. Çalıştığı devlet kurumunun özelleştirilmesinden 4 sene sonra da işten çıkarılmıştı. 4 senede yaşının dolmasını bekleyip kenarda ki birikim ve çevreden aldığı borçlarla bu 4 seneyi geçirip emekli oldu. Evet, yanlış hesaplamadınız! O zamanki kanunla babama tam 8 yaş beklemesi istendi. Bunun 4 yılını çalıştı 4 yılını işsiz geçirdi. Tabii o zamanlar geçim derdi bugünler kadar zor değildi. Dolar 2 liranın altındaydı. Şimdi ithalata bağımlı ve güncel dolar kurunu düşünürseniz işimiz şuan kinden kolaydı. Şuan 4 milyon civarı EYT mağduru var. Emekli olamadığı için ailesine bakmak zorunda olduğu için çalışan milyonlar var. Cumhurbaşkanının açıklamasını en üstte vermiştim sizlere onu hatırlayın. İş gücüne katılımı arttıran bu insanlar ve mecburlar buna. Tabii hepsi iş bulamıyor. Yaşlandığı ve verimi düştüğü için işlerini kaybedebiliyorlar. Böyle insanları asgari ücret altına bile çalıştırabilirsiniz. Mecburiyetten bu koşulları kabul eden insanlarda genç işsizliğin ve hatta iş gücünün değerinin düşmesine bile sebep olabiliyorlar. Ben onları suçlamıyorum. Çünkü 20 yaşından sonra 45 yaşına kadar çalışmış yani toplamda 25 yıl üzerinde 9 bin 125 gün sigortalı olmuş insanı hak ettiği halde emekli yapmayanlar suçludur.

Ben 23 yaşındayım ve ilk sigorta girişimin 2011 olmasına rağmen 7 bin 200 sigorta günümü doldursam bile en erken 60 yaşında emekli olabiliyorum. Yani daha 37 yıl çalışmam ve beklemem gerekecek. 37 yıl çalışıp her günüm sigortalı geçerse toplamda 13 bin 505 gün sigorta prim günü toplamış olacağım. Ancak, benden istenen 7 bin 200 günü 19 yılda toplayabiliyorum. Arada dağlar kadar fark var. 19 yıl çalışıp kazandığım emekliliğe ulaşmam için 18 yıl beklemem gerekecek!

Başa dön tuşu
Kapalı