Maaşa Zam İşe Son

Bu başlığı son yazımın son başlığı olarak kullanmıştım. Şimdi ana başlık olarak kullanıyorum ve son 20 günde başıma gelenleri anlatmak istiyorum. Burada okuyacaklarınız kurgu değil Türkiye gerçekleridir. Hazırsanız başlayalım.

Taşınma sürecinde fazla harcamam olduğu için bir işe girip kendimi 4-5 ayda toparlamak yerine 1 ay gibi kısa sürede toparlamaya odakladım. İşi tanıdıklar vasıtasıyla buldum. İşe başlarken asgari ücret üzerinden bir konuşma yaptık. Hatta işveren mesai parası verdiğini bile söyledi. Ancak şu var ki saatlik olarak değil günlük yevmiye üzerinden 1,5 ya da 2 yevmiye vereceğini söyledi. Buraya kadar her şey güzel. Asgari ücretle çalışıyor olsam bile mesai parası alacaktım. Şimdilerde birçok işveren bırakın mesai parasını vermeyi, maaşları bile aylar sonra ödüyor. Maaş ödeme günü olarak da her ayın 5. günü olarak konuşulmuştu, sonrasında ise her ayın 15’inde diye söylendi. Ayın 15’i geldiğinde ise sadece Aralık ayında çalıştığımız günlerin parası ödendi. Sonrasında iş yerinde tartışmalar başladı. Öğrendik ki aslında her ayın 5’inde ödenen maaşlar 10 gün gecikmeli olarak 15’inde ödeniyormuş ve bir önceki ayın çalışmışlığını alıyormuşuz. Çok garip değil mi?

Aralık 15 inde işe başladınız, Ocak 15’inde sadece 15 günlük maaş alıyorsunuz ve Şubat 15’i bekliyorsunuz ki Ocak ayındaki çalışmışlığınızı alasınız. Bunların hepsi bana ters geldi. Çünkü bana söylenen ile uygulanan birbirini tutmuyordu. Bir diğer konu ise asgari ücret. 2019 yılında 2020 lira olan asgari ücret 2020 yılında 2 bin 324 lira olmuştu. Aralık ayından sonra Ocak ayında yeni zamlı asgari ücret üzerinden çalışacağımızı düşünürken ayın 15’inde çıkan tartışmalarla birlikte yapılan toplantıda 2 bin 324 liraya değil 2 bin 100 liraya çalışmamız istendi! Karşı çıktığımızda ise Ocak ayı çalıştığımız, mesaiye kaldığımız günler 2 bin 324 liradan hesaplanıp işten çıkarıldık. Yanlış okumadınız,  2 bin 100 liraya çalışmayı kabul etmediğimiz için maaşa zam yapılıp işten çıkarıldık. İşvereni şikayet etme hakkımızda yok. Kanundaki miktar neyse onu verip işten çıkardı.

Peki ya 2 bin 100 lirayı kabul eden insanlar? Kanunları bile hiçe sayıp, vergi vermeyip 2 bin 100 liraya sigortasız çalışmayı kabul edenler? Biz halk olarak kendi hakkımızı ve çevremizdeki insanların hakkını savunsak ne kaybederiz? Ben işimi kaybettim mesela. Ama o 2 bin 100 lirayı kabul eden insanda işini kaybedecek çünkü o işi iki bin liraya yapacak biri de çıkacak.

Mülteciye Üç Bin Lira

Yukarıdaki okuduklarınızı yaşadığım yerde çalışan mültecilerde vardı. Birçoğu Türkçe öğrenmiş. Aldıkları maaşı sorunca duraksadılarsa da 3 bin lira aldıklarını söylediler. Şöyle düşünün belki onların yaptığı ve benim yaptığım iş arasında farklar ve zorluklar olabilir ama hiçbir şey mülteciye 3 bin lira verip benim asgari ücret altında çalışmamı isteyecek kadar değil. Kendi ülkesinde mülteciden bile beter yaşayan Türk insanın başı dertten kurtulamayacak. Asgari ücret altında çalışmayı kabul edenler olduğu sürece Türk insanı daha çok ezilir. Kendinizi ezdirmeyin hakkınızı savunun. Gerekirse işsiz kalın. Zaten öyle ya da böyle işsiz kalacaksınız.

Kapalı