a

Nasıl Bir Kapitalist Sistemin İçindeyiz?

0

BEĞENDİM

Günaydın Sevgili Okurlarım… Umarım bu hafta sonu biraz daha iyisinizdir. Bugün sizlerle “kapitalist sistem” hakkında tartışacak ve bu sisteme her birimiz nasıl dahil oluyoruz konuşacağız.

Kapitalizm sisteminde iki ana gruptan bahsedebiliriz; yönetenler ve yönetilenler. Bu sistemi de bir oyuna benzetebiliriz. Yönetenler oyunu kendi çıkarlarına göre ayarlar ve ona göre kurallar koyar. Kurallar, yöneticinin çıkarlarına göre değişkenlik gösterebilir. Örneğin oyunda attığınız zar 3 olabilir fakat yönetici o zar 3 değil, 2 diyorsa o zar 2’dir.

Kapitalizm oyununun en temel kuralı, en düşük maliyetle en yüksek karı ya da çıkarı elde etmektir. Eğer ben bir tahta parçasıyla üç masa üretmek yerine beş masa üretebiliyor ve normal satış fiyatının 2 ve daha üst katlarına satabiliyorsam, en yüksek çıkarı elde ediyorum demektir…

Peki, biz bu kapitalist sistemin içinde neredeyiz?

22 Çift Ayakkabı

Ev arkadaşım yanımdan ayrılınca evin düzenini değiştirmek, kendime göre ayarlamak istedim. İki gündür evin içerisinde eşyalarla oynayıp duruyorum anlayacağınız. Bu sırada ortaya bir sürü de eşyam çıktı. Yirmi iki çift ayakkabım olduğunu da bu sayede öğrendim.

Bu oyuna ben de öyle bir dahil olmuşum ki ayakkabı dolabına sığdıramadığım yirmi iki çift ayakkabım var. Hepsi de birbirine öyle benziyor ki… Mesela bir adet beyaz spor ayakkabım var, bir diğeri ise yine beyaz ama tek farkı arkasında altın sarısı bir işaret olması. Ben o ayakkabıyı sırf o işaret için aldım. Yani, kapitalizm sistemine ayak uydurdum hem de 22 çift ayakkabı ile!

Bu sistemi bizlere öyle işliyorlar ki anlayamıyoruz bile. Özellikle giyim, tekstil ve mobilya konusunda bu sistemi gerçekleştiriyorlar. Daha önce belirttim mi bilmiyorum… Dünya üzerinde asla bitmeyecek üç sektörü tekstil, gıda ve mobilya olarak görürüm. Çünkü daima insanın bu üç sektöre ihtiyacı vardır.

Doyumsuzuz

Kapitalizm aslında tamamen insanın doyumsuzluğundan ortaya çıkıyor. “3 al 2 öde” kampanyaları var mesela. Bu tamamen kapitalist sistemin oyunu… Dün akşam haberlerde gördüm 14 Şubat Sevgililer Günü için takılarda yüzde 50 indirim yapılmış. Yalan… Ürünün fiyatını arttırıp indirime sokmak tamamen bir kapitalist sistemin oyunu!

Size bunu şöyle açıklamak isterim… Genelde mağazalar indirim yapacağı zaman ürün fiyatlarını arttırır. Örneğin kot pantolon alacaksınız. Daha önce ürünü 50 liradan aldınız. İndirimden hemen önce kot pantolonun fiyatı bir anda 65 lira olur ve %40 indirime girer. Siz yine aynı fiyat üzerinden alışveriş yaparsınız, indirimli ürün aldığınızı sanabilirsiniz… Fakat yanılırsınız!

Devlet nerede?

Devletin bu sistem içerisinde tek yapabildiği şey, piyasanın düzgün bir şekilde işleyişini sağlamasıdır. Kapitalizme hepimiz kurban gidiyoruz farkında değiliz. Aldığınız her mal ya da hizmette kapitalizm sisteminin bir parçasını görebilirsiniz.

Bir elbise aldınız kampanyalı olarak. Bu elbiseye uygun ayakkabı ve aksesuar da almak isteyeceksiniz. Bir bakıyorsunuz ki mağaza tarafından size yine “kampanyalı” olarak ayakkabı ve aksesuar fırsatı sunuluyor. İşte tam da o anda kapitalizme kurban gidiyorsunuz!

Peynir almak istiyorsunuz… Mağaza diyor ki 10 TL ve üzeri alışverişlerde peynirler şu kadar indirime giriyor. Genelde bunu “kasa arkası ürün ister misiniz?” şeklinde sorarlar. “Kapitalizme kurban gitmek ister misiniz?” demezler.

Peki biz buna nasıl ortak oluyoruz? Doyumsuzluğumuz ile… Çünkü biz insanlar öyleyiz ki hep her şeyin en iyisini istemeye, en lüksünü ve kalitelisini kullanmaya doyumsuz varlıklarız. Bir tencere tava evimize yetiyorken, krep tavası, kızartma tenceresi, bilmem ne tavası alarak doyumsuzluğumuzu ortaya koymaya devam ediyoruz. Para harcamayı seviyoruz aslında. Lakin hangi parayla? Para da yok ki cepte… İşte size kapitalizmin kısa bir özeti…

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.