Neden Duvarlar Örüyoruz?

Çalışma hayatında network elde etmek ve insan tanımak oldukça önemlidir. Fakat sosyal anksiyetesi ya da bireysel çalışmayı seven personeller için aynı durum söz konusu değildir. Onlar için kendileri ve başkaları vardır. Bu farkı yaratmak onlara hem rahatlık hem de rahatsızlık vermektedir. Kendi alanları içerisinde güven halinde olduklarını hissederken, başka insanların yanında kendilerine karşı duymuş oldukları özgüven bir anda kaybolmaktadır. Bu da iş yaşamını olumsuz yönde etkilemektedir.

İnsanlar kimi zaman yaşadıkları hüzünlü, acı veren ya da pişmanlık duydukları (vb. hisleri) olaylar karşısında da diğer insanlara yönelik duvar örmek ister. Bir tek sosyal fobinin olması, duvar örmek için sebep değildir. Bazı zamanlar içerisinde insan kendi kabuğuna çekilmek isteyebilir. Bu tip durumlarda da kimseyle konuşmak istenmez, sadece işlere ve rutin haline gelen sorumluluklara yönelik hareketler yapılır.

İçinizdeki Çocuğu Hatırlayın

İş yaşamındaki yoğun stres ve baskı ortamı, motivasyonunuzu düşürmekle beraber içinizdeki çocuğu da öldürebilir. Zaman içerisinde kendinizi huzursuz ve mutsuz bir ortamda, yapayalnız hissedebilirsiniz. Bu his, negatif düşüncelere kurban olmaya devam ettiğiniz müddetçe giderek artar. Buradaki püf nokta içinizdeki çocuğu hatırlamaktan geçer.

Çevrenizdeki insanlarla konuşmak istemiyor olmanız, görev ve sorumluluklarınızı yerine getirmeyeceğiniz anlamına gelmez. Dolayısıyla, işinizi bir oyun haline dönüştürmek, bu oyuna dahil olan kişileri de zihninizde oyuncu olarak düşünmek, ördüğünüz duvarlardan tırmanmanızı sağlayabilir.

Yetişkinlerin dahil olduğu iş dünyası içerisinde, pek çok insanla karşılaşmak mümkündür. Bu insanlarla anlaşmak, uyum sağlamak, herkese aynı saygıyı, güveni ve samimiyeti göstermek kimi zaman oldukça zor olabilir. Bu gibi durumlarda içinizdeki çocuğu alevlendirmek, bitmek bilmeyen bir mücadele içerisine girmenizi de sağlayacaktır.

Bu mücadele içerisinde tutkularınızı fark etmek de bir dönüm noktası oluşturacaktır. İnsan bir şeylere karşı ne kadar tutkulu olursa, başaramayacağı ihtimali bile olsa yapmayı denerse, bir şeylerin bedelini de ödemeye razı olur. Hayat bir şeylerin bedelini ödeyerek geçer ve ödediğiniz her bedelde yeni bir bilgi öğrenmiş, deneyim kazanmış olursunuz. Bu sayede ördüğünüz duvarlar, bir bir ortadan kalkabilir.

Hayatta Kalma Psikolojisi

İnsanlar iş yaşamı içerisinde yer edinebilmek, daha da doğrusu hayatta kalabilmek için “ortak bir düşman”  edinmek isterler. Bu düşman, kimi zaman bir canlıya karşı olabilir ya da hava durumuna yönelik olabilir. Her ne şekilde ve kime karşı olursa olsun, ortak bir tehlike unsuru görüldüğünde (ki bu tehlike değişim ya da yenilik de olabilir) bir duvar örmek ister. Bu duvar bazı personellere heyecan katabilir fakat, bazı personeller içinse umutsuzca yaşanan günleri kapsar.

Bu durumda yapılması gereken ilk şey kendi benliğinin farkına varmaktır. İyi yönlerinizden çok zayıf yönlerinizi bilmek, zaaflarınızı öğrenmek ve kendinizi keşfetmek oldukça önemlidir. Psikolog Erik Erikson, “Kimlik duygusu olmadan hayatta kalma hissi yoktur” demektedir. Yani, kimliğinizin farkında olmadan iş dünyasında nasıl ayakta ve hayatta kalmanız gerektiğini bilemezsiniz. Sizi diğer personellerden farklı kılan ve size değer katan özelliklerinizi görmezden gelmek, yalnızca duvarlarınızı çoğaltacaktır.

Başa dön tuşu
Kapalı