Neden Hayat ile Hayal Arasında TL Farkı Var?

Aslında uzun zamandır tartışmak istediğim bir konuydu bu. Günümüz gençlerinden biri olarak, hayallerimiz ve hayatlarımız açısından çok farklı dünyalar içerisinde yer almak zorunda olmamızı siz değerli okuyucularıma iletmek istiyorum.

Çok basit bir soru: “Neden hayat ile hayal arasında TL farkı var?”

Cevabınız ne olurdu? Büyük ihtimal, “Eh, ekonomik şartlar el vermiyor.” ya da “Türkiye’deki ekonomik düzen hayalleri gerçekleştirmek için uygun bir ortam sunmuyor.” şeklinde olurdu. Şöyle bir oranlamak gerekirse gelen cevapların yüzde 75’i bu yönde gerçekleşirdi.

Türkiye’deki ekonomik düzenin ya da şartların hayalleri gerçekleştirmek için elverişli olmadığına ve verilecek bu cevaplara elbette katılıyorum. Lakin ben biraz daha derine inmek istiyorum, derin konulara…

Yurt Dışına Çıkma Hayali

Yurt dışına çıkmak uzun zamandır istediğim bir şey, gerçekten… Şöyle bir çevreme baktığım zaman, yurt dışına çıkmayan sayılı insanlardan biri olduğumu da görüyorum. Çoğu arkadaşım bir şekilde çıkmış durumda. Her gün buradan sizlerle yazı paylaşıyorum. Dışarıdan bakıldığında, sanki yurt dışına çıkmış edası ile yazmış olduğum yazılar da mevcut fakat gerçekler acı, yurt dışının “Y” harfini henüz görmüş biri değilim.

Kitap okumak, çeşitli araştırmalar yapmak, yurt dışına çıkmışım gibi seyahat bloglarını gezmek ve bunun için de internet faturamı ödemekle meşgul bir şekilde geçiyor hayatım. Bir yeşil pasaportum var. Pasaportumu çıkartalı yaklaşık olarak 1 sene oldu olacak. Belki de geçti. Ne yazık ki yeşil pasaportumu ne zaman çıkarttığımı bile hatırlamıyorum, çünkü kullanamıyorum.

Viyana’ya gitmek, Kiev turu atmak ya da en çok köprüye sahip olan (yaklaşık olarak en son 2 bin 582 adet) Almanya’yı şöyle baştan sona gezmek istiyorum. Amsterdam’da kahve içmek, Eyfel Kulesi’ni yakından görüp hayran hayran izlemek ve Kanada soğuğunda kendimi sıcak çikolata ile ısıtmak istiyorum. Lakin bunları yapmaya ekonomik gücüm yetmiyor bir türlü.

Geçtiğimiz yıl heveslendim, “Hadi bakalım Damla. Bir yurt dışı zamanı” dedim. Kendime Kiev turu ayarladım. Her şey çok iyi. Her şey dahil bir şekilde, ki bu her şey dahil sistemin içerisinde sadece uçak bileti, otel ücreti, vize ve çeşitli ücretler yer alıyor ama gezilecek müze vb. yerlerin ücretleri size aitti, hevesliyim, kesinlikle gidecektim. Tur yeterli kontenjan olmadığı için iptal oldu. Ayarlamış olduğum turun ücreti 2018 yılının Haziran ayının başında her şey dahil sistemde 800 TL civarı iken şu an aynı tur 2 bin 100 TL olmuş durumda. Arada oynayan ücret farkı dudak uçuklatır cinsten. Lakin yine de şükretmek istiyorum bu zamana kadar hiç yaşadığım hayal kırıklıkları, üzüntüler ve heveslerimin boğazımda birer birer kalışı sebebiyle dudağım uçuklamadı. Bir de uçuk kremi parası vermek vardı sonuçta…

Sağıma, soluma, önüme, arkama dönsem herkes diyor ki hayallerinin peşinden git. E ama nasıl gideyim? Maddi imkanlarımın el verdiği oranda bir şeyler yapabilir ve gidebilirim. Kiev’de tur atmak için yürüyerek mi gitmem gerekiyor? Hayallerimi gerçekleştirebilmek için sanırım 1960’larda doğup 1990’larda yurt dışına çıkmam lazımdı. Çünkü o zaman ekonomik yönden bir Avrupa turu atabilirdim herhalde diye düşünüyorum.

Şimdi size tekrar soruyorum. Bir yılda değişen uçak bileti fiyatlarına bakarsak sadece neden hayatlarımız ile hayallerimiz arasında TL farkı bulunuyor?

Tek Cevap: Parasızlık!

Gençler kitap okumak istiyor, kitaplar pahalı. Piyano, gitar, keman öğrenmek istiyor, pahalı. Epilasyon yaptırmak istiyor, pahalı. Yurt dışına çıkmak istiyor, pahalı. Evinden çıkıp iki sokak ötedeki kafede kahve içmek istiyor, pahalı. Bir Türk kahvesine dışarıda 10 TL vermek yerine, iki paket Kuru Kahveci Mehmet Efendi alıp (tanesi 100 gram ve fiyat 5,25 TL) doyasıya kahve içmeyi tercih ediyor. Çünkü her şey pahalı.

Bugün İzmir metrosunda ulaşım 3,56 TL olmuş durumda. Göztepe’den Alsancak’a gitmeniz için, 8 TL tutarında yol masrafı verip, 10 TL kahve içmeniz 20 TL’nizin havada uçup kaybolmasına neden oluyor. Lakin biz bugün nasıl oldu anlamadık, iki kişi 100 TL’den olduk bir anda. Eskiden 100 TL bana çok büyük bir para gibi gelirdi ama şimdi bozuk paradan farksız. İnsan nasıl gittiğini bile anlamıyor…

Yani diyeceğim o ki, her şey pahalı olduğu müddetçe hayallerinizi, hayatlarınızdaki ekonomik gerçekler sebebiyle üzersiniz. Kırılırsınız. En iyisi beklenti duymamak. Heves etmemek hatta… Çünkü insan heves etmeyip beklenti duymadığı zaman üzülmüyor, borçlu da kalmıyor ya da parası da bitmiyor. Sanırım en mantıklısı, bu…

Başa dön tuşu
Kapalı