Tüm Açlığın Toplandığı Ülke: Türkiye

İsterdim ki sizlere güzel ve umut dolu yazılar yazayım, lakin olmuyor…

Son zamanlarda hem kendi yaşadıklarıma hem de Türkiye’de yaşananlara bakıyorum, sorguluyorum…

İnler Cinler Girmiş Olabilir

Dün gece 04.00 sularında evime hırsız girdi. Balkon tarafından evin içine atlama sesi duydum. Ardından gelen ayak sesleri… “İyiki uyanıktım, ya olmasaydım?” diyorum şimdi bu yazıları yazarken. Sesi duyar duymaz elime kesici alet alıp salonun kapısını kapatıp koltukları kapıya dayadım. Ben polisi ararken ve evden gitsin diye yüksek sesle şikayette bulunurken o kişi tam tamına 17 dakika boyunca evimin içinde gezdi.

Avrupa Birliği üyeliğimiz kabul olsun diye herhalde tüm hatları birbirine bağlamışlar. 112, 155, 156 ve nice acil çağrı hattını aradığınızda bir santrale aktarılıyorsunuz. Oradaki kişi sizi bulunduğunuz il ve ilçeye göre polis merkezine bağlıyor. Normalde aradığınız zaman, aradığınız ildeki polis santraline zaten bağlanıyordunuz. Neden böyle bir çalışmaya gerek duyuldu anlamıyorum. Her neyse gelelim yaşananlara…

29 dakika sonunda evime bir polis otosu geldi. Pencereden ev anahtarını verdim kendilerine ve onlar çatı katına çıktı. “Evimde biri var bana zarar verebilir” şeklinde yaptığım ve 29 dakika boyunca 3 kez arayıp aynı ihbarda bulunduğum adresime yanlış ihbar verilerek “Çatıyı kontrol edin” anonsu geçen herkese teşekkür ederim (!)

Ardından ne olduğunu birebir anlatınca evimde arama gerçekleştirdiler. 17 dakika boyunca evimde dolaşan hırsız, evimi darma duman edip gitmişti sadece. Şikâyetçi oldum, olay yeri inceleme ekibi evime geldi.

Olay yeri inceleme ekibine göre şizofren olduğumu öğrendim. “Bir ses sebebiyle bizi buraya çağırmış olabilir misiniz? Sabahın 5’inde yatağımdan kalkıp geldim çünkü.” sözlerini duyunca, kendinizi deli sanıyorsunuz.

Üstelik bir de bu cümlelere ek olarak, “Bu eve inler cinler girmiş olabilir” sözünü duyunca adeta deli olduğunuza inanıyorsunuz (!)

Ev darma duman olmuş, her yerden parmak izi alınmış… Polisler eve biri girdiğini söylüyor, olay yeri incelemeden memur bey deli olduğumu ima ediyor… Şahidim olmasa, belki de polis ifadesi olarak şizofren olabilir yazılacaktı.

İfade vermek için gittiğimiz karakolda da parmak izi sonucunda bir şey çıkmazsa olayın faili meçhul olarak kalacağını öğrendim. Eğer bir hırsız “Ben bu eve girdim” demezse dava daha açılmadan kapanıyormuş. Evden görünürde bir şey çalınmadığı için de olay, konut ihlaline giriyormuş.

Her şey iyi güzel de…

Her şey iyi hoş, güzel. Sistem tam anlamıyla “çalışan” ve “verimli” bir sistem (!) kesinlikle… Lakin ben sistemi bırakıp biraz neden bu hale geldiğimizi sizlere anlatmak istiyorum.

İsterseniz ırkçı deyin bana, isterseniz küfür edin. Karakolda benimle birlikte 5 yılda ilk defa o gece Biga’da 8 tane eve hırsızlık ve teşebbüsü yapıldığını öğrendim.

5 yıldır göç almayan Biga’ya, son 1 yılda inanılmaz bir göç gelince (ki bu göç bayramda memleketlerine dönüp ardından Türkiye’de yaşamaya dönen bireyleri kapsıyor), Biga’da dilenciler olmaya ve bu tip olaylar yaşanmaya başlandı.

Kapı baca açık yatan insanlar, Biga günden güne daha kötü bir hale geliyor, hiç duyulmamış olaylar yaşanıyor diye korku içinde sokağa çıkmaya başladı.

Çocuklara ve kadınlara tecavüz, hırsızlık, gasp, taciz olayları son 1 yıl içerisinde Biga’da artmış durumda. Gerçi her konuda açlık yaşayan Türkiye’de bu konulara alışır hale geldik değil mi? Eskiden “üçüncü sayfa haberi” diye adlandırıp nadiren okuduğumuz olaylar, her gün başımıza gelince, alıştık!

Ekonomik yönden kendi ülkemde onlar kadar destek almadığım hâlde kimsenin ne namusuna ne de konutuna ihlal ya da teşebbüs gerçekleştirmedim. Sigarama 3 lira zam geldiğinde kimseye ses etmedim…

Lakin ülkeye dönmek, yardımların kesilmesi söz konusu olduğunda bu insanlar benim ülkemde ve benim bayrağımın altında nefes ala ala bana küfür ediyor ve hakkıma giriyorsa, susmak da bana yakışmıyor üzgünüm.

 

Başa dön tuşu
Kapalı